Çokkültürlülük
 
   
Metropol İstanbul
Çokkültürlülük Tema Editörü: Candan Çınar
Çokkültürlülük ve İstanbul
Etyen Mahçupyan – Şebnem İşigüzel Söyleşisi
Şebnem İşigüzel: Sohbet edeceğiz  ama ben daha çok yazarken toparlayabiliyorum düşüncelerimi, -mesleki deformasyon diyorum buna- konuşurken çok dağınık, kötü bir konuşmacıyım. Ben sizin “İçimizdeki Öteki” isimli kitabınızda aile hikayenizden çok etkilendim. O makaleniz şimdi konu edeceğimiz, bizi bir araya getiren İstanbul  ve Çok Kültürlülük ile ilgili olarak bir kez daha düşünmemi sağladı. İstanbul’da hep şu olmuş; etnik kimlikler birbirine ılımlı yaklaşıp devletin telkinlerine kulak tıkamışlar. İstanbulluların deneyimleri öfkenin yumuşamasına neden olmuş. Doğuda hakim olan cemaatçi bakış etnisiteleri birbirine rakip kılarak bireysel şiddeti meşrulaştırırken, Batı da cemaatlerin dışına taşan münferit bireyselleşmelerin oluşturduğu birliktelikler kendi ahlaki kodlarını üretmiş.
Etyen Mahçupyan: Batı derken? Türkiye’nin batısı mı, diyorsunuz...
Ş.İ.: Evet Türkiye’nin batısı.  İstanbul’u bugün ben, Anadolu olarak düşünüyorum.
E.M.: Tabi bu yaşanan modernleşmenin kaçınılmaz bir uzantısı. Bu tür ataerkil imparatorluklar sözkonusu olduğu zaman büyük bir çekim gücü var başkentlerin, çünkü her şey orada toparlanıyor. Yani boşuna değil İstanbul’a giriş çıkışın bir zamanlar yasaklanması, karneye bağlanması, özel izne bağlanması… Çünkü herkes İstanbul’a gelmek istiyor. İstanbul’a gelen insan vergi vermiyor bir kere. Ortaçağlarda da şehirlere kaçanlar özgürleşiyorlardı. İstanbul’a gelenler de Osmanlıda büyük miktarlarda özgürleşmiş. Dolayısıyla kentin böyle bir cazibesi var ve daha sonra da bu kültürün kırılması çok kolay olmadı. Cumhuriyet bunu kırmadı, kıramadı; Ankara büyük bir metropol olamadı İstanbul gibi. Öyle bir çekim merkezi değil: sanayi ve ticaret olarak ...
Makalenin Devamı | Yorumlar
Arka Plan
Çağlar Keyder
"İstanbul, Küresel ile Yerel Arasında" (Metis Yayınları-2000) kitabının giriş yazısı
Miras
Diğer küresel kentlerden farklı olarak,İstanbul her zaman bir dünya kenti olmuştur:bin beş yüz yıldan fazla imparatorluk başkenti olan bu şehrin efsanevi görkemini, önce Avrupa,ardından da Balkanlar ve Ortadoğu haset dolu gözlerle izlemiştir.Modern çağa kadar İstanbul,yalnızca servetiyle değil, salt büyüklüğüyle dahi Batı’daki bütün büyük kentsel yerleşim birimini gölgede bırakıyordu.(Girouard 1985).Kentin,yönettiği imparatorluğun gücünü yansıtan büyüklüğü önceleri bir hayranlık konusu olmuştu.Ama zamanla bu ölçek,Avrupa ‘nın söylemine süratle yerleşmekte olan ekonomik mantığa meydan okuyan bir facia gibi görülmeye başladı.İstanbul’un zenginliği,gününü doldurmuş bir istibdadın ürünü olan patolojik bir vaka gibi algılanıyordu.Kendi tebaasını yağmalamaya dayanan bu istibdat,aşırı hantallaşmışbir gövdenin incecik bacaklar üzerinde ayakta kalmasını güvence altına alıyordu(Valensi 1993).Böylelikle Rumlarca polis,Müslümanlarca Dersaadet,Balkan halklarınca ise çarigrad,yani “imparatorun şehri”olarak anılan İstanbul,yalnızca tüketim boyutuna indirgenmiş,dev bir vampir haline getirilmiş oluyordu.
Aslında İstanbul bütün tarihi boyunca tarımsal imparatorlukların,yani Bizans ve Osmanlı’nın, başkenti olmaktan öte bazı özelliklere sahip olmuştu.Elbette vergi topluyor ve sarayın ve bürokratların görkemli hayatına olanak sağlıyordu;zanaatkarları,alimleri ve dalkavukları cezp ediyordu;imparatorluğun ayakta kalmasının güvencesi olan büyük bir asker nüfusuna ev sahipliği yapıyordu.Ama aynı zamnda benzersiz bir coğrafi konuma sahipti.Konstantin başkentini doğuya taşımadan önce dahi,şehrin bir ticari geçit noktası olarak hayati bir önem taşıdığı anl...
Makalenin Devamı | Yorumlar (1)
Arama :  
E-Posta  :
Şifre  :
 Üye Ol  Şifremi Unuttum
ANASAYFA
METROPOLİSTANBUL HAKKINDA
TEMA HAKKINDA
TEMA MAKALELERİ
KATKI SAĞLAYANLAR
- Şebnem İşigüzel
- Etyen Mahçupyan
- Çağlar Keyder
İSTANBUL ARŞİVİ
- Kitaplar
- Tezler
- Süreli Yayınlar
 
 
Sponsorlar
 
www.yildiz.edu.tr www.arkitera.com www.iletisim.com.tr www.redbilisim.com
Bize Ulaşın Kullanım Koşulları    
Web Tasarımı